Nuri Bilge Ceylan filmi olduğunu ilk sahnelerden bile anlayabileceğiniz film, 2018'de Çanakkale'de çekilmiş. Bana NBC filmleri hep meditasyon gibi gelmiştir. Bu da öyle oldu.
Kendinize bir alan açın diyor ya meditasyonda meditatörler, işte o alanı açıyor Nuri Bilge insanın kafasında. Nasıl mı? Ortam sesleri ile, film boyunca düşündürtmesi ile de tabii. Gerçekten bulunduğun ortamı, sesleri film sonrasında daha iyi ayırt ediyorsun. Tarifsiz bir hafiflik ve keyif bile gelebiliyor beraberinde. Yoksa ben Nuri Bilge filmleriyle kafa mı buluyorum? Bilemem. Bunu bilmeden başladım filme, izlerken farkettim Nuri Bilge filmi olduğunu ve araştırıp öğrendim.
Filmde Sinan'ın, babasını sürekli eleştirirken, aslında kendisinin de kitabını basmak için hiç çalışmayı düşünmemesi, onda kızdığı, yargıladığı çoğu şeyi kendisinin de yapması bariz göze batıyor. Sonunda da onun yoluna düştüğünü gösteren bir kuyu imajı var zaten. Halbuki filmin başlarında buralarda kalınmaz, buraları bombalamak lazım, burada ömür mü çürütücem? diyen o kafası açık delikanlı, zamanla ve özellikle askere gidip geldikten sonra, babasının düştüğü çukura düşüyor izlenimi verilmiş. Bu o kadar hayatın içinden ki, günümüzde en sıradan olayda bile karşımızdakini yargılarken onun yaptığını yapıyoruz aslında.. Biriyle tartışırken mesela, ona yargı dağıtıyor diye kızarken sende ona yargı dağıttığını söyleyerek yargılamış oluyorsun. Üstü kapalı şekilde verilen bu anlam filmde muazzam işlenmiş.
Sinan'ın annesiyle olan diyalogunda çok güzel bir sahne var, babanı paraya pula önem vermiyor, duygusal adam, entelektüel adam diye sevdim diyor, annesi... Sinan da kızıyor, al işte o zaman memnun ol bundan, şikayet etme diyor. Siz kadınlar hepiniz çıldırmışsınız her şeyi abartıyor duygusala bağlıyorsunuz diyor. Kendisinin öğretmenlik sınavına çalışmaması bir kenara, kitabını basmak için bile çalışmamasını görmüyormuş gibi :) Yine kendisinin aşırı entelektüelmiş ve edebiyatı çok sevdiğini anlattığı yazara karşı takındığı tavır gibi. Onu sığ buluyor sağlığını vs. düşündüğü için, nobel getirseler almam dediği için yargılıyor. Annesine karşı para pul önemli görüntüsü verirken, yazara karşı edebiyat önemli narası çekiyor kısaca.
Gereksiz yere uzun mu? Uzun evet. Yarısı sırf ortam sesi ve gündelik hayat olmasından kaynaklı bu uzunluk. Ama bu derinlik de katıyor filme...
Mesela imam ve Veysel ile elma ağacı sahnesi, ilk andan itibaren ironi dolu. İmam olmuş biri, diğeri desen inançtan, ibadetten bahsediyor ama başkasının bahçesine dalmışlar. Bu üçlünün birlikte yürümeye başladıkları ve bir yere oturdukları ana kadar olan sahneler muazzam felsefe içeriyor. Din felsefesine inanmayan bir kişi olarak söylüyorum; gerçekten dinin felsefesi yapılabiliyormuş bunu gösteriyor Nuri Bilge :)
İnsanın kendini ve hayatı bir tık daha dışardan görmesini sağlayan, kendinize mutlaka katacak birşeyler bulacağınız bir film. İzlemek için geç kalmışım ama ne zaman izlesek kardır. Bir de uzun filmlere gelemeyen bir insan olarak çok Nuri Bilge fanı değilim açıkçası :) Ancak filmlere kattığı alt anlamlar da başka bir yönetmende yok :)
Milli Piyangocu sahnesi o anlardan biriydi. Yoksulluğa, tekdüzeliğe çok güzel değinmiş, ufacık basit bir anla size milyon şey düşündürtebiliyor gerçekten.
Her izlediğim filmi buraya taşımıyorum, gerçekten etkileyen, bir şeyler kattığına inandığım filmleri buraya taşıyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder