7. Koğuştaki Mucize



*spoiler'sız kısım*

Hiç ön yargılı gitmemiştim. Ancak yine de baya bir şaşırtan nokta oldu.

Zeka problemi hastalığıyla mücadele eden bireyleri konu aldığı için, sinemalarda gerçekten hayatın içinden bir şeyleri yakalayabildiğimiz sahnelerin olması bakımından oldukça profesyoneldi. Zaten Aras Bulut İynemli'nin bu tarz oyunculukları gerçekten çok başarılı. Daha önce de Tamamdır filminde engelli bir çocuğu canlandırmıştı ve yine oyunculuğunu konuşturmuştu. Bu filmde de hiç şüphe etmeden karakteri izlerken hiçbir şekilde karakterden kopmadan oynamış ve film boyunca sizi aynı sürükleyiciliğine götürüyor.

Ancak çok önemli mi bilmiyorum ama ciddi bir eleştirim olacak; neden filmlerde veya dizilerde sürekli kötülüğü görmek zorundayız? Gerçek hayatta da gözümüze sokulmasa da alttan alta herkes maruz kalıyor ancak niye sürekli dizilerde ve filmlerde bu derece kötülükleri görüyoruz? Şahsen ben aşırı rahatsız oldum kötülük sahnelerinin ilk başladığı yerde. Filmi bırakıp gidesim geldi. Filmde zaten bir çok sosyal sorumluluk konusuna değinilmiş, bir çok dram sahnesi mevcut. Neden yine de bu derece bir kötülük ekleme gereği duyuldu? Belki gerçekten gerçek hayatta başarılı olduğu için, sanat da bize her zaman hayatın gerçeğini gösterdiği için bu acımasızlığa tanık olmamız istediler, bilmiyoruz. Şöyle de düşünmek gerekmiyor mu bir yandan; bu filmi çocuklar da izliyor ve etkilenecekler. Belki o komutan gibi kötü adam olmak isteyecekler onun dediği yapılıyor diye, ben komutan olacağım her dediğimin yapılması için komutan olmam gerekiyor, diyecekler ve komutan olduklarında kötü bir adam olacaklar. Ben dizi ve filmlerde kötülüğün gösterilmemesinden yanayım. Eski dizilere baktığımızda gerçekten kötülük bu denli yok. Varsa da ti'ye alınmış bir şekilde var, genelde mizahın içinde gösterilen bir kötülük var.

Bunun dışında, iyi insanların nasıl birbirine tutkun olduğunu, insanın içinde bir iyilik olduğu zaman nasıl bir araya gelindiğinde mucizeler yaratılabileceğini gösterdiği için gerçekten efsane bir yapım olmuş diyebiliriz. Tabii bunun yanında, gördüğümüz olaylar karşısında, imkan varsa elimiz kolumuz bağlı durmamız gerektiğini, yapabileceğimiz bir şey varsa yapmamız, harekete geçmemiz gerektiğini gösteren, kötüyü ve gösterdiği kadar insanlara iyiliği de aşılayan, Kendi kendinizi, çevrenizde, yaptıklarınızı, yeni bakış açılarınızı sorgulamanıza sebep olacak kadar da öğretici bir film.

*spoiler'lı kısım* 

Bir film eleştirecek kadar sinema deneyimim, oyunculuk deneyimim olmadığı için eleştiri yapma lüksüne tabii ki sahip değilim. Ancak sadece kişisel gözlemlerinden bahsetmek istiyorum: Örneğin; Heidi'li çanta sahnesi geldiğinde, oradaki geçişi öyle bir yapmışlar ki, bütün filmin Heidi'li çanta yüzünden olacağı, filmin Heidi'li çanta üzerinden döneceği çok net belli oluyordu. Bilmiyorum. Ama bence belli olmasa, bize sürpriz olsa bizi şaşırtsa daha güzel olabilirdi. Heidi'li çanta da sırf çanta Heidi'li olsun diye yapılmış bir çanta olduğu çok belliydi.

Bir de asker kaçağı, komutanın karşısına geldiğinde komutan "Niye kaçtın oğlum askerden" dedi ve  çocuk "Dayanamadım." dedi. Ancak dayanamadığı şey komutanın söylediği şey değildi, farklı bir şeydi "Yok komutanım ondan değil de" demişti. Onun ne olduğunu bir türlü söylemediler, filmin sonuna doğru da bir ipucu falan olacak heralde diye düşündük. Yani orada çocuğun sıradan bir cevap vermemesi filmin bize bir mesajı daha olacak gibi algılandı ancak bir sonuca bağlanmadı gizem olarak kaldı. Onun da engelli bir çocuğu mu vardı onu yalnız bırakmıştı veya benzer bir olayla mı baş ediyordu diye düşünmemize sebep oldu. Yani böyle bir hikayeyle onun hikayesi de bağlansa olabilirdi. :)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder