İlk defa büyük beklentiyle gittiğim bir filmden tüm beklentimi aldım desem yalan olmaz.
Bir Nuri Bilge Ceylan filmi olduğundan 3 saat 17 dakika süren film başladığında, NBC meditasyonuna girmiş bulunuyorsunuz zaten. Her anı, ayrıntıyı kaçırmayan bakış açısıyla 3 saate bile kimbilir ne kadar zor düşürmüştür kurguyu diye geçirdim içimden...
Öncelikle bu yazı bir eleştiri vs. değildir. Hem öyle bir konumda olan bir donanıma sahip değilim hem de sanat filmlerini eleştirmenin kimsenin haddi olduğunu düşünmüyorum. Çünkü sanat filmleri herkesin anlamak istediği, anlayabildiği kadar, çıkarabildiği dersler kadar filmler aslında. Sen o filmde ne görüyorsan, o sahnede ne hissettiysen hepsi senden çıkan duygular ve düşünceler... Filmin amacı da tam olarak senin o duyguya, düşüncene erişmek oluyor bence. Sanat Terapi eğitimi aldığım için en azından ben bu gözle bakıyorum sanat filmlerine...
Filmi üç aşamada kendi çıkardıklarımdan yorumlamak istedim.
İlk aşamada filmin sonunda farkettiğim gözlemimden bahsedeceğim. Bu da; filmin yan karakteri gibi gözükse de tamamen Kenan üzerinden, Kenan'ın hayatı ve bakış açıları üzerinden ilerlediğini filmin sonunda farketmem üzerine. Neden diyeceksiniz? Hakkınız var. Şöyle ki, ilk başlarda Kenan'ı masum bir köy insanı, köy öğretmeni olarak görüyoruz. Ancak ilerleyen aşamalarda Samet öğretmenin iyi davrandığı kız öğrenciler tarafından sevildiğini farkedince onun da kız öğrencilere ayrı davrandığını öğreniyoruz ve sonunda ikisi de bu sebeple uyarılar alıyor. Kenan öğretmenden hiçbir şekilde beklenmeyecek olayların birincisi bu... Samet öğretmen de şaşırıyor onun bunu yapmış olmasına ve bu onun için bir adım aslında. Samet öğretmenin ona kattığı, gelişmeye açılmış olan bir yönü. Yeni bir nöronu bile diyebiliriz belki... Bu tabii bir kaosa sebep oluyor. Hem Kenan hem de Samet öğretmen için okulda klasik bakış açılarının dışında bir bakış açısı ile ortaya çıkmış davranışların bedeli olarak Milli Eğitim'den çağırılıp haklarında şikayet olduklarını öğreniyorlar. Bu bir kaostu ancak filmin başında bir ayna bile taşımasına izin verilmeyen kızların filmin sonunda ruj sürdüklerine şahit oluyoruz. Yani o kaostan bir yenilik doğdu aslında. Herkesin bakış açısı biraz olsun yumuşadı belki. Bu "kaosların bir doğurganlık süreci" olduğu konusunu da Nuray ile Samet'in sofrasında duyuyoruz. O kadar güzel bağlanmış ki bunlar birbirine... O sohbette geçen çoğu şey Samet öğretmenin okuldaki birçok olaya karşı olan tavırlarını net şekilde hatırlatıyor insana. "Çöpe samana dokunmayan birisin" cümlesinin sonradan; Samet öğretmenin bot dağıttığı öğrencilerinden birinin aldığı botu kardeşine verdiği ana şahit olması gibi mesela. İki kere arkasını dönüp farkediyor durumu ancak gidip ben de ona bir bot alayım demiyor mesela. Olaylara şahit oluyor, fotoğraflar çekiyor. Halkla bir olmuş, dertleri dinliyor, bazılarını eleştiriyor ama hiçbirine elle tutulur bir yardımda bulunmuyor. Köye yenilik getirme çabası dediği bakış açısı yeniliğinin de sonradan aslında kendi içsel kavgasından olan bir arayış olduğunu duyuyoruz filmin sonunda. Bu bakış açısı çabası dolaylı yoldan da olsa Kenan'ı etkiliyor en çok, ancak tüm bunlar net görülür şekilde değil. Dediğim gibi benim yorumlamam ve anladığım :)
İkinci aşamaya gelecek olursak; en çok etkilendiğim sahnelerden biri olan Nuray'ın, bacağını kaybettikten sonra verdiği mücadelenin yüzüne, tavırlarına net şekilde yansımış olmasıyla birlikte öğretmenlerin evine gelerek "Bu halimle ilk defa tekrar hayata karışmaya çalışıyorum, neler yapabiliyorum, hala ne kadar varım bu dünyada, ne kadar yer kaplıyorum. Nelere gücüm var? Bunları görmek istedim. Bunlara bakmak istedim." demesi... Ne kadar büyük bir olgunluk seviyesi değil mi? Çoğumuz bunu mevcut hayatlarımız içinde bile yapmıyoruz. Mevcut hayatımızda mevcut kapasitemizle neleri yapmaya gücümüz var? Neler yapabiliyoruz ve ne kadar yer kaplıyoruz bu dünyada? diye kaç kişi sormuştur ki kendine? Ben son iki senedir sormaya başladım ve tüm kapasitemi kullanmaya çalışıyorum. Yapabildiğim şeylerin yarısını hayatın gelişigüzelliği ile yapmış olsam da farkında olmadığım birçok farklı yeteneğimi, gücümü farkettim. Belki daha fark edemediklerim var. Belki sizin de ne yetenekleriniz, ne güçleriniz var? Belki Nuray'ın bu farkındalığında, zaten kendi hayatında gücünün farkında olup görüşleri doğrultusunda kendine bir yol çizmiş olması yatıyordur. Zaten kendi kapasitesini kullanarak yaşadığı için bu olay sonrası da kapasitemin ne kadarı bende kaldı? diye sorabiliyordur kendisine. Ailesi ile birlikte yaşamasına rağmen onların görüşlerinden etkilenmemiş olması, kendi yolunda gitmesi, onlar evde yokken o eve Samet'i getirebilmesi bile kendini ne kadar sonuna kadar yaşadığını gösteriyor aslında. Nuray karakteri asıl Kenan'ın kafasında ışıklar açtı belki de, yeni bir nöron da onun tarafından eklendi. "Samet'le yaşanan şey senin gözünde beni ahlaksız mı yaptı" dedi mesela, yani hala ona olan ilgisini belli etti ve Kenan belki de hayatta en önem verdiği şeylerden birine karşı yumuşamaya başladı.
Üçüncü ve son aşamada ise gözlemim masumiyet üzerine oldu :) Herkes nasıl da kendini masum görüyor ve anlatıyor değil mi? Milli Eğitim Bakanlığı'nda Kenan öyle bir savunma yaptı ve çıkıştı ki, benim aklımın ucundan geçmedi onun Samet hoca gibi kızlara yakın bile davrandığı. Yakın bile davranmamıştır Samet öğretmen sebebiyle yanmıştır dedim. Meğerse o da yakın davranmış hem de yılışık bir şekilde... Duyduğumuz bu, bize o sahneler gösterilmedi. Belki bunu yaparak da Nuri Bilge Ceylan bize, bakalım kimler sadece duyduğuna inanıp Kenan'ı yaftalayacak diye denetliyordur, bilemeyiz. Ancak sonlara doğru Nuray ile yakınlaşmasına rağmen bunu Samet'e söylememesinden anlaşıldı ki Kenan da masum değil. Nuray'la görüşmesini isteyen zaten Samet iken, rahatlıkla bu konuyu onunla konuşabilecekken ki bence konuşulmalıydı da, gizli tuttu onunla görüşmesini, Nuray'dan çok daha önce tanıdığı ev arkadaşını bir anda ikinci plana atarak Nuray'ı ön plana aldı. Samet'e bu bir şekilde göründü ve Samet de intikamını başka şekilde aldı belki ama o aşamaya kadar Samet ne kadar masumdu değil mi? :) Onları tanıştıran kişiydi ve onlar ondan gizli ilişki başlatır gibi oldular. İkisine de özellikle sordu ağız aradı ama söylemediler. Samet de başka bir yol ile Nuray ile görüşüp ileri giderek ikisinin ona yaptığı sinsiliği o da onlara yapmış oldu. Burada kim suçlu kim suçsuz konusuna giremeyiz çünkü herkes biraz suçlu ama bir yandan da herkes nasıl masum ve kendini savunuyor değil mi?
Samet öğretmenin kızlara yakın davranması ilk sahnelerde beni çok rahatsız etti. Sanat terapiden öğrendiğim kadarıyla burada benim bakış açım devreye girdi. Belki yönetmen o amaçla eklemedi o sahneyi ve hiç öyle bir ima da yoktu ama benim içimden "öğrencisini taciz eden bir öğretmen mi izleyeceğiz yoksa?" hissi uyandı ve çok rahatsız oldum. Kim bilir bu benim geçmişimde neyle bağlantılı? bilemem. Ancak filmin sonunda Sevim ile Samet öğretmenin yakın olmasının altında Samet öğretmenin onda bir şey araması sebebiyle olduğunu gördük. Nuray'la daha çok derin konulara dalıp ilerlemesine rağmen kafasında hep Sevim ile ilgili takıntıları vardı. Kızdan asla beklediği cümleleri de duyamadı. Ama onun ona hayran olması, belki aşık olması çok hoşuna gitti. Tekrar tekrar okudu mektubu, keyiflendi ve filmin sonunda "kendimi senin gözünden görmek isterdim sevim" dedi. Kendini sevmeyen bir adam belki Samet. Çevresinde de o yüzden hep mutsuz ve eleştirilecek sahneler görüyor. Başkalarına yardımcı olma konusunda isteksiz bir adam gibi.. Nuray da tam tersi, mevcut durumuna rağmen iki erkekle birden görüşebilecek ve onları kendine hayran bırakabilecek özgüvene ve kendilik sevgisine sahip bir kadın. O kadının da çevresine ne kadar yardımcı olan bir insan olduğunu görüyoruz. Yani kendisini sevebilen, kapasitesini tamamen kullanabilen insanların çevresine ve dünyaya daha çok faydalı olabildiğini görüyoruz. Ailesine önem veriyor, hasta öğrencisinin evine gidiyor, görüşü ile ilgili bir örgüte üye ve bir aktivist. Ve o da yine de iki adama birden ümit vererek ikisinin de arkasından iş çevirerek masum olmadığını gösteriyor. Dillendirdiğinde ne kadar masum sebepleri olduğu görünse de yaptığı olay iyi bir profile sığan bir şey değil. Özetle ne kadar masum görünsek de hepimizin tamamen "iyi" biri olamayacağımızı, tamamen "masum" olamayacağımızı anladığımız sahneler oldu.
Herkesin gizli olarak yaptığı, yapmaya çalıştığı her şey bir şekilde ortay çıkıyor ve o kişinin aleyhine bir olaylar karşılık buluyor. Bu işleyiş ile de ilahi adaletin er ya da geç işlediğini göstermek istemiş diyebiliriz belki.
Anlamadığım konular ise; Veteriner hekim dükkanında yaşananlar, oradaki işsiz karakter ve veteriner arasında geçen diyaloglar neden verildi acaba? Oralar diğer konular ile ne şekilde bağlantılıydı da ben anlamadım bilmiyorum :) Oraları çözebilen varsa da lütfen buraya youm bıraksın. Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Etiketler
kuru otlar üstüne filmi, kuru otlar üstüne yorumlar, kuru otlar üstüne yazılar, kuru otlar üstüne, kuru otlar üstüne makale
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder