Bir kere kıçına tekmeyi yediğinde, sonra o kişi dünyanın en büyük sevgisini de gösterse şımaramıyorsun.
Bir kere 5 kuruşun eksik diye otobüse binemeyip 5km yürümek zorunda kaldığında, artık araban da olsa şımaramıyorsun.
Bir kere aşık olduğun adamla son 5 liranızı 5 liralık mideyeye verip kayalıklarda onları yiyerek sabahladğında ve onu trene yolcu ettiğinde, artık sevgilinle pahalı yerde yemek yiyip arabasıyla seni eve de bıraksa şımaramıyorsun.
Bir kere günde 14 saat sevmediğin bi işte çalışmak zorunda kalıp, ağlayasın geldiğinde müşteriye gülmek zorunda kaldığında artık dünyanın en rahat işinde bile eğlenemiyor, şımaramıyorsun.
Bir kere dünyanın en iyi dostunu edinip onsuz yapamadığını anladığında ve sonra o hasta olup senden uzaklaştığında, artık istesen de dost edinemiyorsun.
Bir kere dondurma yiyerek Kandilli'den Çengelköy'e yürümek dünyanın en güzel şeyiymiş gibi geldiğinde, artık motor turu attırsalar da zevk alamıyorsun.
Bir kere Kocaeli'nin yağmurlu havasında ıslanarak sevdiğinle eve gitmeye çalışırken sohbet ettiğinde, artık kuru ve sıcak barlarda/cafelerde oturup karşındakinin seni anlamaya çalıştığını farketmeye dayanamıyorsun.
Bir kere insanlara güvenip tüm benliğini ve her şeyini açtığında ve onlar seni hiçe sayacak şeyler yaptıklarında, artık dünyanın en iyi insanıyla da karşılaşsan sonsuz güvenemiyorsun.
Bir kere arkandan vuran kişilerle çalıştığın ve yaptığın işi o olaya rağmen 2 yıl boyunca devam ettirmek zorunda kaldığında, artık bırakıp gitme lüksün olsa da bırakamıyorsun.
Bir kere sevip sevilmediğinde, artık çok sevilsen de inanamıyorsun.
Ama bir kere inanmak istiyorsan, artık inanmanın vakti geldi demektir.
Bir kere bir şeyler oluyorsa, artık bir şeyler daha olacak, değişimler devam edecek demektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder