2 Aralık 2012

içimizdeki biz.

belki aşık olurum' diye sokağa çıktığınız oldu mu hiç?
hiç bir amacınız olmadığı hâlde apar topar evden çıktığınız?
sırf müzik dinleyip amaçsızca yürümek için evden çıktınız mı ya da?
bugünlerde böyle salak şeyler yapıyorum ben.
yaşadığım anıları düşünüp, ne kadar az aktivite yapmaya başladığımı farkettim.
beynimizi ne kadar az kullanmaya başladığımızı. 
belki bundandır bu kaçışlar diye düşünüyorum.
yaratmayı özlemişim. hissetmeyi, yaşamayı, gerçekliği özlemişim sanırım.
sahte ilişkilere ayak uydurmaya çalışayım derken içimde kıvranan o diğerini yaşıyorum sanırım.
bütün günü evde geçirdiğimiz hâlde bir sürü şeyler yaratan insanlardık biz.
müzik klibi çeken, skeçler yazıp oynayan, dans kareogrefileri uyduran tiplerdik.
aynı zamanda okulda başarılı öğrencilerdik.
bilgisayar, hayat mücadelesi ve hedefler ne zaman elimizi tutmaya başladı,
işte o zaman Birey olmaya başladık, insan değil.
sadece üstümüze düşenleri yapmak için yaşıyor gibiyiz artık.
en azından ben öyle hissediyorum, her zaman kendi istekleri doğrultusunda tercihler yapmış bir insan olarak.
Neyseki müzik var hanımlar.
müzik beni ben yapıyor, yapmak istediklerimi, hayallerimi, yaşama'yı hatırlatıyor bana.
bugün de öyle oldu.
kulaklığımı takıp otobüse bindim ve ters oturdum.
otobüs ilerlerlerken ben ters ters geçtiğimiz yollara bakıyordum ve fon'da bu vardı;
Creedence Clearwater Revival: Have You Ever Seen The Rain?
işte aynen böyle* dedim.
hayat tıpkı böyle birşey, sürekli ilerliyoruz.
ne durmak var ne de geri dönmek, bir şeyleri değiştirebilmek.
("otobüs duraklar da duruyor ama", diyen sami kafalıları duyar gibiyim. onu uyuduğunuz zamanlara sayın.)
ama biz tersten oturmadığımız için hayata, o geçtiğimiz yolları göremiyoruz,
geçerken yaşıyoruz sadece.
kimi zaman zevk alıyoruz, kimi zaman acı çekiyoruz.
ama bitiyor. 
çok zevk alsak da bitiyor. dünyanın en büyük acısını çektiğimizi sansak da.
bitiyor işte.
bunları düşünmek bile beynimi rahatlattı bugün.
bu müzik eşliğinde düşüncelerimin yargılardan ve amaçlardan uzak dans etmesi.
hoş oldu ne bileyim.
o anki surat ifadem şuna benziyordu sanırım;













bu filmi ve bu kareyi bilenler bilir.
nasıl bir duygu yaşadığımda anlaşılmıştır o bilenler tarafından.
içimdeki o insanı kaybetmemek için, bunu bi yerlere saklamak istedim.
öyle işte.

3 yorum:

  1. bütün günü evde geçirdiğimiz hâlde bir sürü şeyler yaratan insanlardık biz.

    YanıtlaSil
  2. :) demek siz de öyleydiniz. kendinden bulduğun şey buydu demek :)

    YanıtlaSil
  3. hayır efendim hayır, benim yaptığım düpedüz algıda ergen seçiciliği ("

    YanıtlaSil