Sürekli bir defteri kapatıp bir defteri açıyoruz.
Defter kapatıp açma konusunda uzman olduk.
Sonuçta bazı defterler kareli, bazıları çizgili, bazıları da çizgisiz. Öyle değil mi?
Her birinde farklı şeyleri, farklı bir biçimde yaşıyoruz.
Sonra bitiyor ve onun da defteri kapanıyor işte.
Sıra geliyor yeni bir deftere,
Bazen geç, bazen erken, bazen de tam zamanında geliyor yeni bir defter.
Yeni bir hayat gibi oluyor.
Temiz yeni sayfalar değil mi işte sonuçta.
Kirletebileceğimiz, belki biraz güzel şeyler çizebileceğimiz, yazabileceğimiz yeni defterler geliyor.
Birde ortaları var bunların,
Kimileri tek ortalı oluyor mesela; kısa zamanda o tek ortaya bir sürü şey sıkıştırıp bitiriyor ve kapatıyoruz defteri.
Kimileri de beş ortalı oluyor, ağır ağır kullanıyorsun onu.
Bazı sayfaları boş geçebiliyor ama süresi henüz dolmamış oluyor ve bir sonraki sayfalardan yine devam ediyorsun onu yaşamaya.
Onunla yaşamaya, onu da eskitmeye devam ediyorsun.
Beş ortalı olduğu için ona daha çok alışıyorsun tabii.
Beş koca ortayı birlikte harcamışsınız sonuçta, o sana çizgilerini vadetmiş, sen o çizgileri güzelleştirmişsin falan.
Sayfalar boş geçerken bile birlikteymişsiniz aslında, sadece sayfaları doldurmamışsınız.
Doldurduğun sayfa sayısı da çok olduğundan, onunla tek ortalılarda yaşamadığın şeyleri yaşamışsın, bir sürü farklı deneyimi onunla edinmişsin.
Tabii tek ortaya da sığdırabiliyorsun bazen o tüm farklı deneyimleri.
Defterler işte, sonsuz ortalı olanları yok ki; sonsuza kadar yaşanmışlıklarla dolduralım ve hiç kapatmayalım.
Renkli rüyalar oteli değilki burası sonuçta.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder