Aşk'ı tanımlama şeklimin gerçekçiliğine saygı duyuyorum,
bence çok güzel bir özet:
"gittik gerizekalı gibi aşık olduk."
Çünkü hep bi öncekiler gibi zannettik.
Onu görmeden geçirdiğin gün boşa geçmiş gibi olacağını düşünemedik çünkü.
Her yaptığın sanki ona yapılmış gibi olacağını bilemeden, gittik gerizekalı gibi aşık olduk.
Her yaptığın sanki ona yapılmış gibi olacağını bilemeden, gittik gerizekalı gibi aşık olduk.
O olmadığı sürece başkasıyla da hiç birşey olamazmış gibi geleceğini bilemedik.
Bu hissettiklerinin aynısı veya fazlası olmadıkça bir başkasıyla olamayacağını da düşünemedik.
Henüz hiç konuşamadığın zamanlarda bile her gün bir sürü şey konuştuğun insanlardan bin kat daha yakın geleceğini nereden tahmin edecektik?
Bakılan her yeni ürünü beraber kullanacakmışız gibi hissedeceğimizi nereden bilecektik?
Gittiğin, gideceğin her yerin hayalinde o da varmış, olacakmış gibi olacağından kimsenin haberi yoktu.
Küçük bir hayvan severken bile sanki ilerde birlikte sevecekmişiz gibi gelecek kadar gerizekalılaşacağımızı bilemiyorduk işte.
Ne tür kavgalar edip ne tür barışmalar yaşayacağımızın az çok göz önüne geleceğini tahmin ettik ama.. Burada başladı işte bu duyguyu gerizekalıca bulmak.
Onun için nelerden vazgeçebileceklerimizi ve nelere katlanabileceğimizi ön görebildiğimiz için belkide gerizekalıca bulduk bu eylemi...
Bugüne kadar isyan eden ruhun, sanki onun önünde birazcık boyun eğiyor gibi olacağını,
Hiç kimseye vermediğin tavizi, sabır sınırını ona tanıyacağımızı ön gördüğümüz için mi gerizekalıcaydı bu?
Tüm kaçıp gitme, başka yerlere yerleşme isteğinden vazgeçirebilecek kadar güçlü olabileceğini nereden bilecektik?
Tüm kaçıp gitme, başka yerlere yerleşme isteğinden vazgeçirebilecek kadar güçlü olabileceğini nereden bilecektik?
Diğerleri gibi geçip gitmesi gerekmiyor muydu bunun da?
Niye gidip gerizekalı gibi aşık oluyoruz?
Ve niye yaptığımız her gerizekalıca şey bu kadar güzel hissettirip aynı anda bu kadar üzmüyor?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder