1 Ekim 2019

Samimi Veda

İşten ayrılıken veda mailimi çok kısa tutmuştum. Buraya aslında içimden geçen veda mailini yazmak istedim. Gülesiniz geldikçe gelirsiniz.

Herkese Merhaba,
Bugün bu işyerindeki son çalışma günüm. O kadar mutluyum ki anlatamam. Hatta istifamı verdiğimden beri yüzümde gülücükler açıyor desem yalan olmaz. Ekmeğini çok yedik tabi orası ayrı konu. Ama emeğimizin karşılığı değil mi? Bunun için teşekkür etmeye gerek duymuyorum.

Neden ayrılıyorum a gelince; klimalarınız iflahımı çıkardı desem abartmamış olurum. 2 gün full çalıştığımda 3. günümü başım dönerek geçiriyordum mesela. Fenalık bastıkça kendimi dışarı atmak zorunda kalıyordum. Yapmam gereken 4/4 lük işi 4/10 'a çıkardınız günün yarısı yapmam gerekmeyen işlerle geçiyordu ama tabii ki bu iş benim işim değil demek hakkımız mı? değil. Çünkü para veriyorsunuz, haklar veriyorsunuz, yüklendikçe yüklenmelisiniz değil mi? İş görüşmesinde sunduğunuz işlerden zaten tırsmışken, onların kat be kat fazlasını üstümüze yükleyerek bir de ufacık yanlışlarımızda kendinize hiç suç bulmadan bize yüklenmeniz ise tüm bunların yanında çekirdek kalır. Tüm diğer birimler işini mükemmel yapıyormuş gibi, bizim iki kişilik çalıştığımız bir günde bir aksama yaşandığında alnı çatımıza vurmanız da pek garip değildi tabii.

Mesela verdiğiniz bilgisayara istediğimiz ekran koruyucuyu bile yükleyemiyor oluşumuz tabii ki çok sorun değildi. Sırf buraya ait hissedelim diye kendimiz olmaktan çıkıp sadece buralı olmamızı, başka bir yere veya şeye ait değilmişiz hissi yaratmanızı anlamıyor değildik. Günde sadece iki adet 15 dakikalık mola hakkı da hiç nazi kampında gibi hissettirmedi tabii ki. Boş alanlarda telefonla konuşurken aldığımız uyarıları da saymıyorum. Sabahları servise 1 dakika geciktik diye şöförün ya bulundugu alanı terketmesi bizi orda yüzüstü bırakması, ya da bindiğinde kendini birşey zannederek laf sokması da umrumda değildi desem acayip yalan olur.

Biraz daha işim olduğu için 10 dakika bile kalamamam, hayvan gibi uzak olduğunuz için servis de akşam da 1 dakika bile beklemediği için stresten elerim titreye titreye iş yetiştirdiğim günleri hiç unutmayacağım. Servis gözümün önüne yağmurlu havaa 2 dakika erken gidiyordu mesela bende daha varmış diye 2 dakika erken geldim diye düşünürken (düşündüğmzü iğrenç şelere küçük hesaplara bakar mısınız?) Yapmurlu havada servisin baronu olan o lanet kadının emriyle muhtemelen, basıp gittiniz gözümün önünde, sonra arayıp arkanızdan nefes nefese koşturup bir güzel fırça atarak binmiştim.

Kıyafet kurallarınıza da değinmeden edemeyeceğim, aşırı mini etek giyilen kişilerin hoşgörüldüğü ama benim dizlere yakın bir şort giymemin dikkatinizi çektiği ve uyarı gönderdiğiniz günü unutmuyorum çünkü. Salaşlık değil, seksilik kabulümüz diyordunuz. Anladık. Benim düğüne bile giderken giymeyeceğim elbiseler topuklularla insanlar ciks bir şekilde işe geliyordu. İlk günkü şaşkınlığım hala devam ediyor bazen ne yalan söylim. Galiba ben kapitalizmin bu kadar hakim olduğu bir sürece ilk defa girdiğim için bu kadar zorlandım.Ekmek parasıydı devam ettim işte ne yapalım.

Hayatımda bu kadar kurallı, hayatımı, benliğimi, karakterimi kaybettiren bir iş de daha çalışmamıştım. Hedefim kanser olmadan buradan ayrılmaktı, umarım becerebilmişimdir. Son günlerde sürekli zayıflıyorum çünkü korkmuyor değilim.

Şükür bir şekilde geçimimi kolaylayacak alternatifler bularak bir süre dinlenme kararı aldım.

Buradan sadece öğrendiğim şeylerden ve tanıdığım insanlardan mutlu olarak ayrılıyorum. Geri kalan için aslında bir 3-4 sayfa daha yazabilirdim ama düşünmekle de kendimi yormayacağım.

Elveda (dans eden emoji.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder