Sistemin yok ettiği, öldürdüğü çocuklukların hesabını kim verecek merak ediyorum.
Babasından harçlık almayı, o parayla elbise almayı, araba almayı, yurtdışına gitmeyi, tatil yapmayı hakederken,
Kendisi çalışıp babasına para veren, veremediğinde de hayvan gibi vicdan yapan çocukların hesabını kim verecek?
O baba da bunları yaşayamamışki, o da annesiz babasız büyümüş, ona da kimse al yavrum bu parayla istediğini yap, oku, yeteneğin mi var konservatuvara git, dememişki.
Onun suçu ne?
Onun yaşayamadığı çocukluğunun hesabını kim verecek?
Annesi tarafından okutulmayan kızların, yeteneklerini değerlendir yavrum diyemeyen babaların çocukları olarak büyüyüp anne olanların yaşayamadığı özlerinin hesabını kim verecek?
Kilometrelerce yol yürüyüp oradan otobüse binerek yine kilometrelerce yol gidip tüm günü dört bir yanı kapalı bir tersanede ömür geçiren, akşam aynı yolu tüm günün yorgunluğuyla dönen babalardan böyle şeyler beklemek belkide haksızlık mı?
Sarhoş babaları sokakta toparlayıp eve götüren, ertesi gün babası sigara alsın diye eve harçlık bırakan genç kızların, yaşayamadığı heveslerinin hesabını kim verecek?
Babadan harçlık alıp özgürce yaşama alanı hiç olmadan büyümüş, daha küçük yaşta baba olmuş, evin geçimiyle ilgilenip yine de yetmedikçe kendi kendine vicdan yapan o ufacık yüreklerin hesabını kim verecek?
Sokakta dilenerek kazandığı parayı annesine babasına götüren, sırf başını okşasın diye... Sırf o sevgiyi alabilmek için yaptığını da doğru sanan, küçük yaşta baba olanların hesabını kim verecek?
Kardeşlerine bakmak zorun kalmış, küçük yaşta hepsine anne-baba olmuş, genç kızlığını şımaramadan yaşamış, yine de yaşlanınca ona küçükken bu görevi yükleyen anne babası iyi olsun yeterki diye canını dişine takan insanlardan çalınan bu duyguların hesabı kimden sorulacak?
İşsizliğin, cahilliğin, bilinçsizliğin bizden çaldıklarının hesabını kim verecek?
İnsanın iç çocuğu yaşam kaynağıymış*
İnsanların yaşam kaynağını yok edenlerin hesabını kim verecek?
Ben kimseyi göremiyorum. Kimseyi suçlayamıyorum.
Ne görülüyorsa o yapılıyor bir sonraki nesle.
Kendi ne görmüş ki sana ne gösterecek? diyorum. Ona da iyi davranmamışlar ki diyorum.
Küçücük yüreklerdeki bu büyük yüklerin hesabı kime kesilmeli ki?
Düzene mi? Topluma mı? Sisteme mi? Hükümete mi? Coğrafya kader midir ya da gerçekten?
Çalınan çocuklukların hesabını coğrafyaya mı keselim?
Hani Candan Erçetin diyor ya; "Kimsenin suçu değil bu, onun suçu değil bu."
Gerçekten bazı şeylerin suçlusu yok sanırım.
Ne kadar dövünsen de yararsız. Kendini kurtarmaya vicdanını susturmaya bakacaksın.
*Doğan Cüceloğlu-İçimizdeki Çocuk, Remzi Kitabevi, 60. Basım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder