31 Ağustos 2020

Bazı Küller Alevlense de Hep Kül Kalacakmış Gibi

Bir şey daha ne kadar yanabilir ki? 

Külün bile küllenmesi diye bir şey var mı acaba? 

Külken bile nasıl hala yanabilir? 

Küllerinden yeniden doğar bazı aşklar derler ya, 

Sanki doğsa da hep kül hissi verecekmiş gibi,

Bazı küller böyle hep kül olarak kalacakmış gibi. 

Küllenmesini mi sevdik biz o sevginin acaba? 

Ya da külken daha mı çok sevdik? 

Mazoşistliğe girmiyor mu artık bu kadarı? 

Kül sevmek nedir? 

Külü bir gün seni her gün mü seveceğim, 

Seni bir gün, külü her gün mü seveceğim? 

İçimizdeki küllere su serpilmiyor mu ya da? 

Biri sulasa ya içimizi şu çiçek sulanan ucu delikli kovalarla... 

Buz gibi soğuk sudan döken bir kul yok mu? 

Sevdiğini canlıyken kaybetmek, sevdiğin birinin ölmesinden çok acıtırmış. 

Çünkü geri gelme ihtimali varken, gitmiştir o. 

Geri gelemeyecek olsa bu kadar üzülmezmiş insan, 

Allah'ın takdiri falan diyormuşuz, sabrını veriyormuş işte. 

Ama bile isteye gitmesi, çocukken anne babası tarafından terk edilen çocuğun yaşadığı gibi işte. 

O daha ağırdır tabii. Anne baba, en güvendiği dağlar, boşluk yaratmıştır onda. 

Sevdiğinin küllenmesiyse öyle değil, 

Kötü yanlarıyla avunmaya çalışacağın garip küllenme bu. 

Geri gelse de geçmeyecek gibi olan bir küllenme, 

Alevlenemeyecek kadar küllenmiş olan bir kül bu. 

Ne kadar üflesen de sönmeyip daha da yanan küller var ya, onun gibi. 

Hem alev almıyor, hem sönmüyor.

Öyle yanıp duruyor işte. 


Belki yeni alevlere odaklanınca, küllerin yanmasını hissetmeyiz artık he? 

Ne dersiniz? 

Belki bu işler de böyledir. 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder