Sen hiç sensiz olmadın ki diyor ya İlhan İrem, işte onun gibi bir şey; sen hiç sana maruz kalmadın ki. Sen hiç ben olmayı bilmedin ki.
İçip dertleşmek istediğinde rakı tokuşturup ağlayacağın kimse olmamasının ne demek olduğunu bilmiyorsun.
Evde hüngür hüngür ağlayasın gelip sessiz sessiz ağlayıp hemen toparlanman gerekmesinin ne demek olduğunu bilmiyorsun.
Duygusal olarak kimseye açılamamanın, omzuna yaslanıp acını anlatıp, huzurla güvenerek ağlayabileceğin kimse olmamasının ne demek olduğunu bilmiyorsun.
Duyguların paylaşılmadığı, zayıf yönlerin gösterilemediği bir evde hassas biri olarak yaşamanın ne kadar zor olduğunu bilmiyorsun.
Herkesi ne kadar çok sevsen de, için deliler gibi acıdığında kimseyi görmek istememenin, biri hasta bile olsa üzülemeyecek kadar yalnız hissetmenin ne demek olduğunu bilmiyorsun.
Hasta olmayı, bazen ölmeyi bile isteyecek kadar acı çekmenin ne demek olduğunu belki biliyorsun ama yanında kimse olmadan bunu kimseye dile getirememeyi bilmiyorsun. Senin gibi ağlayarak bağırıp çağırarak bu duyguyu dışarı vuramamayı bilmiyorsun.
En zor anlarında, hastalık anlarında, kriz günlerinde yanında sırtını dönüp uyuyan biri olmasını, gece hastaneye kaldırılmış olup ertesi gün neyin var diye bile sormadan çekip gitmiş birine maruz kalmanın ne demek olduğunu bilmiyorsun. Çünkü sen hiç kendinle karşılaşmadın. Sen hiç kendine maruz kalmadın çünkü.
Görülmeden, duygusal olarak dinlenilmeden, maddi manevi her konuda her şeyini tek başına aşmak zorunda olmanın ne demek olduğunu bilmiyorsun.
Belki sende başka yerden vuruldun, başka yerlerden acılar çektin. Ama ben olmanın nasıl yorucu ve acı verici olduğunu bilmiyorsun.
Sürekli kendini tek başına toparlayıp, tek başına yaşayamamanın, bunun verdiği ağır depresyon haliyle yine de mutlu olmaya çalışmanın ne demek olduğunu bilmiyorsun.
En sevdiğin, güvendiğin karşı cinsin sana kazık atmasının ne demek olduğunu bilmiyorsun. Sen hiç kötü birilerine maruz kalmadın ki, sen hep çok sevilen, peşinden ağlanılan oldun. Sen birinin peşinden pek ağlamadın ki? Nereden bileceksin aşk acısını?
Bunu birkaç defa yaşamanın verdiği ikiye katlanmış acının ne demek olduğunu, bazen ağzına koyduğun lokmanın boğazından midene geçiş yapamamasını nereden bileceksin.
O kadar duygusuzsun ki, yanında ağlanamayacak, üzülünemeyecek, hasta olunamayacak kadar katısın. Ve ben kendimle en ücra köşelerde, en tehlikeli sokaklarda, gece tek başıma kalıp kaybolduğum, belki gece geçirmek zorunda olduğum yerlerde bile senin yanında olduğum kadar kendimi güçsüz hissetmiyorum. Sana karşı güçlü olmaya, görülmeden görülür gibi davranmaya, hep mutlu ve neşeli olmam gerekiyormuş ve tek önemli şey senmişsin gibi davranmaktan o kadar yorulmuşum ki. Güçlü rolü yapmak istemediğim için artık yanında güçsüz hissediyorum.
Sen hiç; hayatın ilerlemezken, en yakınının ilerlediğinde, senin hayalini kurduğun ve daha içten bir şekilde istediğin şeylerin o çok istemediği halde ona sahip olduğunda yaşattığı hissi bilmiyorsun ki.
Sen sana maruz kalmanın ne demek olduğunu bilmiyorsun ki.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder