Sevgili okuyucular, (kimsiniz bilmiyorum ama 5-6 kişi var her yazımda mutlaka ulaştığım :))
Bu blog nerelere gider ne olur ben de bilmiyorum ama ara ara buraya gelip bir şeyler yazmak hoşuma gidiyor. Sanal günlüğüm gibi de oldu belki. Bazen sosyal medyamda paylaşıyorum okuyucu sayısı artıyor. Hiç bir yerde paylaşmıyorsam maksimum 6 kişiyiz :)
Bu 6 kişi ile bir yolculuğa çıkalım bugün. Geçenlerde farkettiğim bir olayın geçmişten bugüne nasıl şekillenmiş olabileceğine doğru düşünce yolculuğuma burada çıkmak istiyorum o yüzden gelişigüzel yazıyor olacağım.
Otofaji'yi duymuşsunuzdur, duymadıysanız da şöyle özetleyeyim; vücuda yeni yemekler vermediğinizde, yeni ve sağlıklı hücreler edinmek için vücudun hasarlı hücreleri yeme biçimi. Yani çok uzun aç kaldığınızda vücudunuzdaki kanser hücreleri bile yenilerek yok olabiliyor. Bu popüler bir terim olarak gözükse de geçmişten bugüne farkedilmiş ve belli aralıklarla yapılan bir yöntem olduğu çok açık.
Aralıklı oruç, otofaji, belki bilmediğimiz başka terimler, bunlar ile vücudu aç bırakarak zararlı hücrelerin yok olmasını sağlayabiliyor, bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliyor ve daha az hasta olma imkanına ulaşabiliyormuşuz.
Biz bunu yeni öğrensek de nesil olarak, aslında tüm bunların yüzyıllar öncesinden bilindiğine dair kanıtlar da var aslında. Dümdüz kafamdakini yazacak olursam tam olarak şöyle düşündüm: Yüzyıllar öncesinden insanlar zaten daha az imkana sahip olduğu için tüm bunları yaşayarak tecrübe etmişler. Belki çok hasta olan biri aç kalarak bir süre sonra iyileşmeye başladı, belki sık hasta olan birisi zor şartlarda yaşamak zorunda kalınca daha güçlü bir bedene sahip oldu. Buna örnek olarak Viktor E. Frankl'ın İnsanın Anlam Arayışı kitabındaki toplama kampı deneyimlerini de verebiliriz.
Kampa ilk düştüklerinde açlıktan ve hastalıktan öleceklerini düşünmüşler. Ancak zamanla bırakın ölmeyi nelere dayanabildikleri konusunda kendileri bile şaşırmış. Gitgide daha az hasta olmaya, daha az yemeğe ihtiyaç duymaya başlamışlar.
Tüm bunları düşündüğümde insanların da geçmişte bunları farkettiğini, belki gelecek nesillere aktarması zor olacağı için din ile bunun hayatımızda kalıcılaştırmak istediklerini düşündüm. Oruç ile senenin 30 günü günde 16 saat aç kalarak belki de vücut yenileniyor ve bağışıklık daha yüksek oluyor.
Tüm bunlar zamanında düşünülmüş olarak hayatımıza girdiyse sadece islam dini için geçerli olması da bir yandan garip tabii ki. Çünkü oruç sadece bizim dinimizde var. Sadece bizim dinimizin peygamberi mi gelecek nesilleri düşünüyordu? Son peygamber olduğu için belki de tüm dünyaya anlatmaya çalıştı anlatabildiği kadar da kaldı. Bilemiyoruz.
Ama yüzyıllar öncesinden tespit edilen birçok konunun bugünümüzdeki olaylara nasıl benzediğine şaşırdığım konular arasına bunlar da eklendi :) Diğer dinleri de detaylıca araştırıp belki bunu temellendirecek daha çok kanıt bulabiliriz.
Bu düşünce yolculuğu da bu kadardı :) Bana eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim.
#otofaji #aralıklıoruç #oruç
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder