Bir güzel etkinlik, bir güzel tatil ve bir güzel festival...
İşte bu cümlenin gizli öznesiydi Zeytinli Rock Festivali 2014 ve o da geçti gitti Ağustos ayı ile birlikte…
4 yıl sonra, Umut Kuzey’in “Bir ara güzel bir festival vardı yahu, ne oldu
ona?” demesi ve araştırmaya koyularak Akçay Belediyesi’nden izin almayı
başarması ile Zeytinli Rock Festivali bu yıl yeniden gerçekleşebildi. Geçmişte
yaşanan kötü izlenimlerin çoğunu, bu yılki organizasyon temizledi diyebiliriz.
Çok az aksama yaşanan sahne programının yanı sıra, kamp ve yiyecek konusunda da
iyi düzenlemeler yapılmıştı.
Geçtiğimiz senelerde de düzenlenen Zeytinli Rock
Festivali, neredeyse her organizasyonunda bir sorun yaşıyordu. Örneğin; en son
yapılan 4 yıl önceki organizasyonda, bazı gruplar sahneye çıkmadı, sebep olarak
ise grupların ücretlerinin ödenmediği söyleniyordu. Bu konuda net bir bilgi
aktaramıyoruz ancak bu aksilik Zeytinli’nin ilk ve tek aksiliği değildi.
Aksiliklerden bir tanesi de tuvalet sorunsalıydı. Bu sene hiç değilse iki tane
getirilmiş olan tuvaletler, o yıllarda tamamen seyyardı ve üç gün boyunca
seyyar tuvaletlerin sadece dışının temizlendiğine ve bolca kirliliğe şahit
olmuştuk. Bu yıl da festivale gelenlerin şikayet edeceği konular yok değildi
tabii… Yiyecek-içecek fiyatlarının internette yayınlandığı gibi olmaması,
özellikle son grupların biraz geç sahne alması bunlardan birkaçıydı…
Gündüz konserleri saat 17:00’da başladı. Bu saat
gerçekten hiç aksamadı, bu konuda orginizatörlerin haklarını yemeyelim. Açılış gününü saymazsak, ilk
gün Başıbozuk ile başladı konserler ve biz o sırada alanda
voleybol oynuyorduk; Başıbozuk’un güzel blues soloları eşliğinde voleybol
oynuyor olabilmek gerçekten paha biçilmezi... Her hamleyi ve hareketi müzikle
eşleştirme hayal gücüm orada da devreye girdi ve adeta Başıbozuk blues
sololarından voleybol içerikli bir klip yarattık. Tabii ilerleyen dakikalarda
bu mümkün olmuyor, büyük grupların hayranları yavaş yavaş alanı dolduruyordu ve
haliyle biz de alanda yerimizi alıyor, beklemeye koyuluyorduk.
İlk
günün diğer güzellikleri, Nev ve Cem Adrian'dı.
Onlarla romantikleşip sonrasında Moğollar ile devrimci duygularımızın kabarması ve günü, Mor ve Ötesi’nin aklımıza yer etmiş
müziklerine eşlik ederek tamamlamak müthişti. Cem Adrian dinleyen bir insan
değilim ancak ilk kez onu canlı dinleme fırsatı buldum ve sesinin ne kadar
güçlü olduğuna tanıklık ettim.
Zeytinli
Rock Festivali 2014, Duman
İkinci güne ise, Marsis’in estirdiği
Karadeniz rüzgârlarıyka başladık. Ancak gerçekçi olmak gerekirse güne damgasını
vuran Büyük Ev Ablukada idi. Her ne kadar Duman’ı çok
yakından izlemek için saatlerce alandan ayrılmasam da, Büyük Ev Ablukada da hep
izlemek istediğim bir gruptu ve onları yakından izlemek de oldukça keyifliydi.
Grubun solisti Bartu Küçükçağlayan, zaten yaratıcı ve eğlenceli
olan şarkı sözlerine, sahne performansına yeni şarkılar da ekleyerek
dinleyenleri keyiflendirdi. Günün son grubu Duman ise her
zamanki gibi, esas amacı eğlendirmek ve eğlenmek olduğundan, en çok bilinen
şarkılarını seslendirerek onlara eşlik etmemizi sağladı. Her ne kadar sahneye
geç çıksalar da, çok daha fazla sahnede kalarak bunu fazlasıyla telafi ettiler.
Üçüncü günün en keyifli konseri, benim için şüphesiz Ogün Şanlısoy’du. Ogün Şanlısoy şarkıları da tıpkı Duman şarkıları gibi eşlik ederek eğlenilebilen şarkılar olduğundan, canlı müziği damarlarımızda hissettik. Konserler üçüncü gün Pentagram ile son buldu. Pentagram, Murat İlkan ile yollarını ayırdığından dolayı, insanlarda “Yeni Pentagram’ın canlı performansı nasıl olacak acaba?” sorusu vardı. Murat İlkan'dan sonraki Pentagram, gerçekten yeni br Pentagram olmuştu. Ancak sonuç bu soruyu soranlar için nasıl oldu bilemiyorum.
Dalyan Sahili, Zeytinli Rock Festivali 2014, Hippi Alanı
Tekrar festival alanına dönelim; Radyo Eksen’in de
stantlarının bulunduğu festivalde, gün boyunca ufak yarışmalar ile çevre koruma
bilinci artırıldı diyebilirim. Açıkçası bu oyunları çokta hoş karşılamazdım
ancak söz konusu çöp toplamak gibi çevre faaliyeti içeren bir yarışma olunca
epey keyiflendirdi.
Edremit, Akçay Sahili
Alanda geçirdiğim ilk sabah tam bir hippi kabilesinin
sabahı gibiydi. Hippi minibüsü, hippi tarzı gölgelikler… Hepsi oldukça
tatlıydı. Güzel bir sabaha onları görerek uyanmak, sonrasında sahile doğru yol
almak, festivale dair kötü bir şey yazmaya engel. Sabah 08:00’dan itibaren,
Dalyan sahili kampçılar tarafından dolmuş oluyordu. Geceyi soğuk, sabahı ise
aşırı sıcak ile çadırda geçiren kampçılar, haliyle uyanır uyanmaz soluğu
denizde alıyorlardı. Öğle vakti ise çoğunlukla alan dışında, Akçay’ı keşfe
çıkarak geçiriliyordu. Akçay’ın kayıklarla dolu güzel köprüsü, fuar gibi
çarşısı ile şehir merkezi ve kızarmış dondurma satan konuşkan amcalarla dolu
sahili gerçekten keşfedilmeye değerdi.
Edremit, Akçay'ın Doğa Manzarası
Festival ortamlarının en güzel yanı ise, anında
kurulan arkadaşlıkların bir anda dostluk derecesinde bir bağ sağlaması kanımca.
Örneğin; kum alandan sadece geçerken, bir anda tanımadığınız insanlarla voleybol
oynarken bulabiliyorsunuz kendinizi. İşte aynı amaç uğruna bir yerde
toplanılmış olmanın en güzel yanı bu. Herkesin isteği ve amacı aynı; dört koca
özgür ve güzel gün geçirmek, müzik dinlemek, eğlenmek ve kamp yapmak... Amaçlar
aynı olunca iletişim ne kadar da kolay oluyor. Sırf bu duyguları tatmış olmak
bile insana insan olduğunu hatırlatıyor.
Dört gün boyunca tüm yaşadıklarımız tam da hippilerin
yaşamı gibiydi. Arada para olmadan kurulan insan ilişkileri, sadece barış,
kardeşlik, özgürlük, aşk ve eğlence... Bunlar olmadan da müzik yapılamazdı ki
zaten, öyle değil mi?
Arada bir hippilik lazım...Sanat için, toplum için, arada bir hippilik lazım...





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder