3 Ekim 2014

Arada Bir Hippilik Lazım


Bir güzel etkinlik, bir güzel tatil ve bir güzel festival...

İşte bu cümlenin gizli öznesiydi Zeytinli Rock Festivali 2014 ve o da geçti gitti Ağustos ayı ile birlikte…


4 yıl sonra, Umut Kuzey’in “Bir ara güzel bir festival vardı yahu, ne oldu ona?” demesi ve araştırmaya koyularak Akçay Belediyesi’nden izin almayı başarması ile Zeytinli Rock Festivali bu yıl yeniden gerçekleşebildi. Geçmişte yaşanan kötü izlenimlerin çoğunu, bu yılki organizasyon temizledi diyebiliriz. Çok az aksama yaşanan sahne programının yanı sıra, kamp ve yiyecek konusunda da iyi düzenlemeler yapılmıştı.



Geçtiğimiz senelerde de düzenlenen Zeytinli Rock Festivali, neredeyse her organizasyonunda bir sorun yaşıyordu. Örneğin; en son yapılan 4 yıl önceki organizasyonda, bazı gruplar sahneye çıkmadı, sebep olarak ise grupların ücretlerinin ödenmediği söyleniyordu. Bu konuda net bir bilgi aktaramıyoruz ancak bu aksilik Zeytinli’nin ilk ve tek aksiliği değildi. Aksiliklerden bir tanesi de tuvalet sorunsalıydı. Bu sene hiç değilse iki tane getirilmiş olan tuvaletler, o yıllarda tamamen seyyardı ve üç gün boyunca seyyar tuvaletlerin sadece dışının temizlendiğine ve bolca kirliliğe şahit olmuştuk. Bu yıl da festivale gelenlerin şikayet edeceği konular yok değildi tabii… Yiyecek-içecek fiyatlarının internette yayınlandığı gibi olmaması, özellikle son grupların biraz geç sahne alması bunlardan birkaçıydı… 



Dalyan Sahili Zeytinli Rock Festivali 2014, Kamp Alanı.



Gündüz konserleri saat 17:00’da başladı. Bu saat gerçekten hiç aksamadı, bu konuda orginizatörlerin haklarını yemeyelim. Açılış gününü saymazsak, ilk gün Başıbozuk ile başladı konserler ve biz o sırada alanda voleybol oynuyorduk; Başıbozuk’un güzel blues soloları eşliğinde voleybol oynuyor olabilmek gerçekten paha biçilmezi... Her hamleyi ve hareketi müzikle eşleştirme hayal gücüm orada da devreye girdi ve adeta Başıbozuk blues sololarından voleybol içerikli bir klip yarattık. Tabii ilerleyen dakikalarda bu mümkün olmuyor, büyük grupların hayranları yavaş yavaş alanı dolduruyordu ve haliyle biz de alanda yerimizi alıyor, beklemeye koyuluyorduk.


İlk günün diğer güzellikleri, Nev ve Cem Adrian'dı. Onlarla romantikleşip sonrasında Moğollar ile devrimci duygularımızın kabarması ve günü, Mor ve Ötesi’nin aklımıza yer etmiş müziklerine eşlik ederek tamamlamak müthişti. Cem Adrian dinleyen bir insan değilim ancak ilk kez onu canlı dinleme fırsatı buldum ve sesinin ne kadar güçlü olduğuna tanıklık ettim.


Zeytinli Rock Festivali 2014, Duman


İkinci güne ise, Marsis’in estirdiği Karadeniz rüzgârlarıyka başladık. Ancak gerçekçi olmak gerekirse güne damgasını vuran Büyük Ev Ablukada idi. Her ne kadar Duman’ı çok yakından izlemek için saatlerce alandan ayrılmasam da, Büyük Ev Ablukada da hep izlemek istediğim bir gruptu ve onları yakından izlemek de oldukça keyifliydi. Grubun solisti Bartu Küçükçağlayan, zaten yaratıcı ve eğlenceli olan şarkı sözlerine, sahne performansına yeni şarkılar da ekleyerek dinleyenleri keyiflendirdi. Günün son grubu Duman ise her zamanki gibi, esas amacı eğlendirmek ve eğlenmek olduğundan, en çok bilinen şarkılarını seslendirerek onlara eşlik etmemizi sağladı. Her ne kadar sahneye geç çıksalar da, çok daha fazla sahnede kalarak bunu fazlasıyla telafi ettiler.

 
Üçüncü günün en keyifli konseri, benim için şüphesiz
 Ogün Şanlısoy’du. Ogün Şanlısoy şarkıları da tıpkı Duman şarkıları gibi eşlik ederek eğlenilebilen şarkılar olduğundan, canlı müziği damarlarımızda hissettik. Konserler üçüncü gün Pentagram ile son buldu. Pentagram, Murat İlkan ile yollarını ayırdığından dolayı, insanlarda “Yeni Pentagram’ın canlı performansı nasıl olacak acaba?” sorusu vardı. Murat İlkan'dan sonraki Pentagram, gerçekten yeni br Pentagram olmuştu. Ancak sonuç bu soruyu soranlar için nasıl oldu bilemiyorum.


Dalyan Sahili, Zeytinli Rock Festivali 2014, Hippi Alanı


Tekrar festival alanına dönelim; Radyo Eksen’in de stantlarının bulunduğu festivalde, gün boyunca ufak yarışmalar ile çevre koruma bilinci artırıldı diyebilirim. Açıkçası bu oyunları çokta hoş karşılamazdım ancak söz konusu çöp toplamak gibi çevre faaliyeti içeren bir yarışma olunca epey keyiflendirdi.


Edremit, Akçay Sahili


Alanda geçirdiğim ilk sabah tam bir hippi kabilesinin sabahı gibiydi. Hippi minibüsü, hippi tarzı gölgelikler… Hepsi oldukça tatlıydı. Güzel bir sabaha onları görerek uyanmak, sonrasında sahile doğru yol almak, festivale dair kötü bir şey yazmaya engel. Sabah 08:00’dan itibaren, Dalyan sahili kampçılar tarafından dolmuş oluyordu. Geceyi soğuk, sabahı ise aşırı sıcak ile çadırda geçiren kampçılar, haliyle uyanır uyanmaz soluğu denizde alıyorlardı. Öğle vakti ise çoğunlukla alan dışında, Akçay’ı keşfe çıkarak geçiriliyordu. Akçay’ın kayıklarla dolu güzel köprüsü, fuar gibi çarşısı ile şehir merkezi ve kızarmış dondurma satan konuşkan amcalarla dolu sahili gerçekten keşfedilmeye değerdi.

 


Edremit, Akçay'ın Doğa Manzarası


Festival ortamlarının en güzel yanı ise, anında kurulan arkadaşlıkların bir anda dostluk derecesinde bir bağ sağlaması kanımca. Örneğin; kum alandan sadece geçerken, bir anda tanımadığınız insanlarla voleybol oynarken bulabiliyorsunuz kendinizi. İşte aynı amaç uğruna bir yerde toplanılmış olmanın en güzel yanı bu. Herkesin isteği ve amacı aynı; dört koca özgür ve güzel gün geçirmek, müzik dinlemek, eğlenmek ve kamp yapmak... Amaçlar aynı olunca iletişim ne kadar da kolay oluyor. Sırf bu duyguları tatmış olmak bile insana insan olduğunu hatırlatıyor.


Dört gün boyunca tüm yaşadıklarımız tam da hippilerin yaşamı gibiydi. Arada para olmadan kurulan insan ilişkileri, sadece barış, kardeşlik, özgürlük, aşk ve eğlence... Bunlar olmadan da müzik yapılamazdı ki zaten, öyle değil mi?

Arada bir hippilik lazım...Sanat için, toplum için, arada bir hippilik lazım...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder